0
 Giriş Yap
 Üye Ol
 Karşılaştırma
x
   Ürün Favorilere Eklendi!

İnsanoğlunun erişilmesi zor olan zirvelere çıkma arzusundan doğan bir çeşit spor. 

Bu arzu insanı en zor şartlarda bile yılmadan başarıya ulaştırmaya zorlar. İşte dağcılık, insanların gücünü isbât etme duygusunun bir ifâdesidir. Bu sebepledir ki, gerek deney ve gerekse araçların yardımıyla günümüzde başlı başına bir spor olmuştur. Ağır bir spor olduğu için hem güç hem de rûhî yönden sağlam kişiler tarafından yapılabilir. Soğukkanlılık ve âni karar verme, son noktaya varıncaya kadar tehlikeleri göze alabilmek esastır.

Sağlam kişilerin yapabileceği bir spor olduğundan, bu spora başlayacak olanların tam teşekküllü sağlık kurullarından rapor almaları lâzımdır; yoksa 2000-4000 m mesâfelerden sonra “dağ hastalığı” (dağ tutması)na yakalanmaları muhtemeldir. Bu rahatsızlık kandaki oksijen basıncının azalması sonucu ortaya çıkar. Orta kulakta ve barsakta bulunan havanın genişlemesi sonucu, kulak ağrıları, solunum sıklıkları ortaya çıkar. Bu durumlar ortaya çıkınca tırmanmaktan vazgeçmelidir.

Dağcılık malzemeleri: Rüzgâr geçirmeyen elbise, yün iç çamaşır, özel ayakkabı, kalın çorap, başlık, kar gözlüğü, buz baltası, üzengi, delikli çivi, tırmanma ipi, pusula, izci çakısı, piton, buz tırnağı, çekiz, halka, uyku tulumu, burgu, takoz, barometre ve çok yükseklere çıkıldığında oksijen tüpü.

Dağcılık terimleri:

1. Birbirine halatlarla bağlanmış gruba “kâfile”;

2.Yamaç üstündeki düzlüklerde ağaç veya taştan yapılmış evlere “dağ evi”;

3. Fırtınalı havalarda geçici olarak barınmaya mahsus küçük dağcı kulübelerine “kulübe sığınak”;

4.Tırmanılması güç yerlerde herhangi bir ihtimale karşı sökülmeden bırakılan halata “sâbit halat”;

5. Keçi ve katırların ilerlemesine elverişli taşlık yola “keçi yolu”;

6. Deniz seviyesinden olan yüksekliği ölçmeye yarayan âlete “antimetre”;

7. Dağcıların tırmanışta karşılaşabilecekleri tabiî engellere “buz, buzullar bölgesi, kar, çığ, kasırga”;

8. Buzulların vâdiye yürümesine “kayma”;

9. Dağcıların aşacakları engellere “çok sarp ve dik eğilimli kaygan yerler”;

10. Hatâsız tırmanışlara “kolay ve serbest tırmanış”;

11. Dağcılık sporunda geri plânda dağcı işçileri, tecrübeli önderlerine “kılavuz, taşıyıcı, eğitmen ve sığınak bekçisi”;

12. Kayalık ve dik yamaçlara “duvar kayalar”;

13. Kaya duvarının yatay kısmına “teras”;

14. Birbirine çok yakın iki kaya duvarı arası boşluğa “düz kayalar koridorları”;

15. Düşey bir kaya ile dışarıya doğru dik açı yapan çıkıntı duvara “dam”;

16. İki sarp yüzeyin birleştiği yatay tepe çizgisine “mahya”;

17. Bir çatlak üzerinde buzul köprüsüne “kaya gagaları, buzul çatlakları köprüsü”;

18 .İki kılçık çizgisi arasındaki oyuk bölgeye “eyer”;

19. Bir kaya duvar üzerindeki büyük kayalık çıkıntıya “mahmuz”;

20. Bir yanı kapalı küçük vâdiye “körboğaz”;

21. Buzul kütlesinin bloklar olarak parçalandığı bölgeye “buzul boğaz”denir.

Tırmanma tekniği: 
Yokuşta yürürken yorulmamak için (S) çizerek çıkmalıdır. Çok dik yerlerden inerken ağırlıklarını topuklarına vermelidir. Çok yorulmamaya ve terlememeye dikkat etmelidir. Az su içmelidir. Dik kayalara tırmanırken ayaklarla iyi basmalı ve sağlam tutunmalıdır. Gücünü ve irâdesini zamânında ve yerinde kullanmalıdır. Çıkışlarda az mola vermeli yuvarlanacak kaya ve çığ tehlikesini dâimâ göz önünde bulundurmalıdır.

Dağa tırmanmada güçlük dereceleri:

1. Derece güçlük: Ellerden faydalanmaksızın tırmanılan hafif eğimli sırtlar.

2. Derece güçlük: Ellerden arasıra faydalanmayı gerektiren hafif eğimli sırtlar.

3. Derece güçlük: Tırmanılması güç yerler, dik yamaçlar.

4. Derece güçlük: Halat kullanmayı ve iyi bir dağcılık tekniğini gerektiren, tırmanılması çok güç dik, fakat ellerle tutmaya elverişli yamaçlar.

5. Derece güçlük:Tutulması çok güç, halatsız tırmanılması imkânsız dik engelli yamaçlar.

6. Derece güçlük: Dik olduğu gibi yüzeyleri kaygan kayalık. Buraya tırmanmak için halat ve çivilerden başka üzengi kullanmak gerekir.

Türkiye’de dağcılık sporu: 

Memleketimizde spor olarak dağcılık çalışmaları 1920’lerde başladı.Türkiye’de ilk dağa tırmanış Hamilton ismindeki bir İngiliz’in Erciyes Dağına yaptığı tırmanıştır. Birinci Dünyâ Savaşından sonra, dağcılık daha çok askerî bir hareket olarak kendini gösterdi. 1924’te Albay Cemil Cahit Bey, subay ve erlerden meydana gelen bir grupla Erciyes’in doruğuna çıktı. 1926’da “Dağcılık Tâlimgâhı” adı alltında ilk dağcılık okulu kuruldu.

Dağcılık sporundaki önemli gelişmeler 1930’lu yıllarda kendini gösterdi. İlk dağcılık kulübü o dönemin İstanbul Vâlisi Muhittin Üstündağ tarafından “Türk Yürüyücülük, Dağcılık ve Kış Sporları Kulübü” adıyla kuruldu (1933). Aynı senelerde Bursa’da Bursa Dağcılık ve Kış Sporları Kulübü kuruldu. Bu gelişmelerden sonra dağcılık sporu târihinde ilk federasyon, 1938 yılında “Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu” olarak kuruldu. 1939’da aynı federasyon “Türkiye Dağcılık ve Kayak Federasyonu” şeklini aldı.

Başkanlığına Latif Osman Çıkıgil ve ekibi getirildi. 1966 yılında ise yalnız dağcılıkla ilgili “Türkiye Dağcılık Federasyonu” kuruldu. Başkanlığına yine Latif Osman Çıkıgil getirildi. Bu çalışmalardan sonra dağcılık sporuna ilgi arttı. 1969’da ilk defâ Avusturya ve Alman dağcıları ile Türk dağcıları Cilo ve Ağrı dağlarına tırmandılar. Bundan bir yıl sonra Türk dağcıları da İtalya, Almanya ve Avusturya’da o ülkenin dağcılarıyla tırmanmaya başladılar (1970). 1977 yılında Dünyâ Dağcılar Birliği (UIAA)ne üye olundu. Bu târihlerden sonra üniversiteler de dağcılık sporuyla alâkalanmaya başladılar. Türkiye’de hemen her mevsim tırmanmaya elverişli dağlar bulunmaktadır. Umûmiyetle bu spor ülkemizde üniversite gençleri tarafından yapılmaktadır. Yurdumuzda yeni yeni tanınan bu spor gün geçtikçe gelişmektedir.

Yurdumuzda Dağcılık Sporuna Elverişli Dağlar

Karadeniz bölgesi:

Kaçkar Dağı 3932 m

Verçinin Tepe 3709 m

Hunut Dağı 3580 m

Varoş Dağı 3458 m

Akdeniz bölgesi:

Demirkazık Tepe 3756 m

Torasan Dağı 3374 m

İç Anadolu bölgesi:

Erciyes Dağı 3917 m

Küçük Erciyes 3703 m

Büyük Hasan Dağı 3268 m

Doğu Anadolu bölgesi:

Cilo Dağı 4146 m

Büyük Ağrı 5137 m

Mercan Dağı 3449 m

Küçük Ağrı 3896 m

Süphan Dağı 4058 m

Marmara bölgesi:

Uludağ 2545 m

Rekortmen dağcılık: 
1786 Fransız Paccord ve Boluent 4810 m yüksekliğindeki Cervin Tepesine, 1897 İngiliz Chympe 4478 m yüksekliğindeki Cervino Tepesine, 1897 İçviçreli Zurbriggen ve İngiliz Fit Zigereld Tonganı’daki 6010 m yüksekliğindeki Klinanjora Tepesine, 1899’da İngiliz H.J. Mackinder Arjantin’deki 7040 m yüksekliğindeki Acancagya Dağına, 1950’de Fransız Mavire Herzo ve Luisla Chenal, Nepal’daki 8091 m yüksekliğindeki Anna Puma Dağına, 1953’te Yeni Zellendalı E.Hillary ve Nepali N.Tensing Nepal’daki 8882 m yüksekliğindeki Everest Dağına tırmanmışlardır. Bayan dağcılar olarak 1950 yılında Claude Kogan 8135 m yüksekliğindeki Chonyu Dağının 7550 metresine ulaşmıştır. Yine Tibetli iki bayan doğuda 7595 m yüksekliğindeki Kongur Tiube Dağına tırmanmayı başarmışlardır.

Dağcılık insanların doğayı, yaşamı ve kendilerini tanımak için, kendi fiziksel ve psikolojik sınırlarını öğrenmek ve geliştirmek için doğada, yükseklere doğru yaptıkları yolculukların oluşturduğu bir spor dalıdır. Ancak, dağcılık sadece tırmanmaktan oluşmaz, mücadele, risk ve zorluk da içerir. Dağcılık hepsinin ötesinde, dağın doğasını iyi bilmek demektir. Karşılaşılabilecek zorlukların üstesinden gelebilecek beceriye de sahip olmayı gerektirir. Orman sınırının bittiği yerlerden itibaren zirveye doğru yapılan yürüyüş ve tırmanışlar dağcılığın en basit tanımı olarak kabul edilir. Bu sınır, coğrafyalara göre farklılık gösterse de, ortalama 2 bin metre civarıdır. Bu seviyeden yukarı yürüyüp, tırmandıkça hem yerçekiminin etkisi hem de havadaki oksijenin azalması sporcuyu zorlar. Belki yine nefes alırsınız ama havadaki oksijen çok daha ince, çok daha azdır. Bu durum yorgunluğu katlar, baş dönmesi yaratır, birkaç metre yürümeyi bile olay haline getirir. “Peki bu insanlar niye buraya tırmanıyor? Dertleri ne?” diye merak ediyorsanız söyleyelim: Tırmanmak; insanoğlunun en eski dürtülerinden biridir. Zamanında yırtıcılardan kaçmak, avlara tuzak kurmak için ağaçlara, taşlara, kayalara tırmanan, yükseklerdeki mağaralarda yaşayan insanoğlu bu dürtüsünden kurtulabilmiş değil. Hatta bunu artık bir spor faaliyeti olarak canlı tutmak için gayret gösteriyor.

Dağcılığın Türleri

Alpinizm
Alpin stil: Amaç doğrudan zirvedir. Zirveye mümkün olan en kısa sürede gidilir ve dönülür.

Günlük yürüyüş (Hiking): Dağda sabah başlayıp akşam biten günübirlik yürüyüştür.

Kamplı yürüyüş (Trekking):  Dağda çadır kamplı olarakyapılan yürüyüşlerdir.

Expedisyon: Dağda uzun süreli ve çok amaçlı olarak (zirve tırmanışları, araştırma gezileri ve tırmanışları vb.) yapılan
etkinliklerdir.

Sportif tırmanış
Genellikle kaya üzerinde ya da yapay duvarlarda yapılan tırmanış şeklidir. Kendi içinde 4 ana kısma ayrılır.

Bouldering: Yerden fazla yükselmeden kaya tırmanma tekniklerini kullanarak kaya üzerinde yapılan antrenmandır.

Kaya tırmanışı: Kaya tırmanma tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak kaya üzerinde bir ip boyuna (50-70m) kadar
yapılan tırmanma şeklidir.

Uzun duvar tırmanışı: Kaya tırmanma tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak bir ip boyundan daha yüksek olan
kaya üzerinde yapılan tırmanış şeklidir.

Yapay duvar tırmanışı: Genellikle kapalı alanlarda (bazen açık havada) kimyasal malzemeler kullanılarak yapılan sabit
veya ayarlanabilen duvar sistemlerini barındıran ve genellikle yarışmalara yönelik yapılmış değişik boyutlarda duvarlardır.

Dağcılıkta Temel Unsurlar

Dağcılık eğitimiyle, dağcılığın temel unsurlarını kavrayarak, gerekli olan nitelik ve davranışlar kazanılmış olur.
Kişinin görünümü ve yaşam biçimi, bir ölçüde yaptığı işle özdeşleşerek kimliğini yansıtabilmektedir.

* Tırmanış teknik bilgisi ve uygulama becerisi
Kaya, kar ve buzda tırmanma, emniyet ve kurtarma teknik bilgilerine sahip olmak ve bunları yetkinlikle uygulayabilmektir.
Sürekli uygulama ve yeni teknikleri öğrenmek, deneyimi ve yetkinliği sağlayacaktır. Her dağcının aynı yetenek ve deneyime
sahip olması beklenemez, ancak yapacağı tırmanışın gerektirdiği bilgiye sahip olması ve bunları uygulayabilmesi şarttır.

* Uygun malzeme seçimi
Malzeme, dağcılık için vazgeçilemez bir unsurdur. Ancak malzeme temel belirleyici değildir. önemli olan, tırmanılacak rotanın
özelliklerine uygun malzemenin seçilebilmesidir. Kaya duvarı tırmanışında karabinanın unutulması, faaliyeti iptal edecektir.
Fazladan taşınan malzeme ise gereksiz bir yük olarak faaliyeti olumsuz yönde etkileyebilecektir. En iyi malzeme bile, başarılı
bir tırmanış için tek başına yeterli değildir. Malzeme ancak, kullanım bilgisi ve becerisiyle bir işlev kazanır.

* Karar verebilme yeteneği
Bir tırmanışın aşamalarında ya da zor bir rotada yapılacak hareketler kritiktir ve önemlidir. Verilecek kararlar sonucu
etkileyecektir. Deneyimli bir dağcı, karar vermede pek bir sorun yaşamaz. çünkü dağcılığın gerektirdiği yetenek ve davranışlar
kazanılmıştır. Doğru karar vermede şu hususlar önemlidir:

a-Teknik bilgi ve becerinin, rotanın zorluk derecesiyle uygun olması,
b-Uygun ve gerekli malzemeye sahip olunması,
c-Tırmanış ekibinin yeterli deneyime sahip olması.

Dağcılık Sporu için gereken özellikler

• Deneyim
Deneyim, sürekli uygulama ve zamanla kazanılır. Elde edilen beceri sürekli tekrarlanırsa yetkinlik sağlanır. Tekrarlanmazsa
kaybolup gidecektir. Deneyim ve yetkinlikle, dağcılığın riskleri kontrol altına alınmış olur. Deneyim, bir dağcının etkinliklerde
vermiş olduğu kararların birikimidir. Bir dağcı, tırmanacağı rotaya karar verirken, deneyim durumunu da göz önünde bulundurmalıdır. Bir ileri seviyeye geçmeden önce bulunduğu seviyede iyice yetkinleşmelidir.

• Kondisyon
Dağcılıkta fiziksel ve psikolojik kuvvet ile dayanıklılık önemlidir. İstenilen düzeyi elde edebilmek için sistemli bir hazırlık
ve antrenman şarttır.

• Bilgilenme
Dağcılık, birçok farklı konuda bilgilenmeyi gerektirir. Teknik bilgilerin yanı sıra, ilk yardım, yön tayini, beslenme, meteoroloji,
jeoloji, dağ hastalıkları, ilgili coğrafyanın sosyal ve kültürel yapısı gibi bilgiler yapılan işe destek sağlar. Bu konuda
bilgili bir dağcı rota dışına çıkmaz, zamanı iyi kullanır, fazla malzeme ve yük taşımaz. Her türlü koşula hazırlıklıdır. Tehlikenin
ne olduğunu bilir ve sınırlarını aşan rotaları denemez ve dönmesi gerektiği yeri bilir.

• Uyum
Dağcılık genelde bir ekip sporudur. Uyum, hem ekibe hem de yapılan işe uyum sağlamak anlamındadır. Arkadaşları ile iyi ilişkiler
içersinde olmak, üstüne düşen görevleri yapmak, saygılı olmak gibi davranışlar ekip ruhunu oluşturan unsurlardır.